Nazım Daştan ve Cihan Bilgin’in Öldürülmesinin Ardından Adalet Arayışı Sürüyor

Kuzey ve Doğu Suriye’de yaşanan gelişmeleri izleyen gazeteciler Nazım Daştan ve Cihan Bilgin, 19 Aralık 2023’te haber takibi yaptıkları sırada düzenlenen bir SİHA saldırısında yaşamını yitirdi. Aradan geçen bir yıla rağmen, hem saldırının sorumlularına ilişkin etkin bir soruşturma yürütülmedi hem de gazetecilerin ailelerinin yaşadığı hak ihlalleri giderilmedi.

Saldırının ardından Daştan ve Bilgin’in cenazelerinin Türkiye’deki memleketlerine götürülmesine izin verilmedi. İki gazeteci, Suriye’nin Kamışlı kentinde yan yana toprağa verildi. Ailelerin mezar ziyareti için sınırı geçme talepleri de reddedildi.

Anmalara Yönelik Davalar

Gazetecilerin ölümünün ardından Türkiye’de düzenlenen anma etkinlikleri de yargı süreçlerine konu oldu. 22 Aralık 2024’te Daştan ve Bilgin için yapılan anma açıklamasına katılan yedi gazeteci ve iki kişi, “örgüt propagandası yapmak” ve “kanuna aykırı toplantı ve yürüyüşlere silahsız katılarak ihtara rağmen dağılmamak” suçlamalarıyla yargılandıkları davada beraat etti.

Ancak aynı anma kapsamında gözaltına alınan dört gazeteci hakkında açılan 2911 sayılı Toplantı ve Gösteri Yürüyüşleri Kanunu’na muhalefet davası ise halen devam ediyor.

Baro Açıklaması Yargıya Taşındı

Gazetecilerin öldürülmesine ilişkin tartışmalar, hukuk alanında da yeni bir boyut kazandı. İstanbul Barosu, 21 Aralık 2024 tarihinde yaptığı açıklamada Daştan ve Bilgin’in öldürülmesine dikkat çekerek basın özgürlüğü ve gazetecilerin güvenliği vurgusu yaptı.

Bu açıklamanın ardından İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı, Baro yönetiminin görevden alınması talebiyle İstanbul Asliye Hukuk Mahkemesi’nde dava açtı. Dava, ifade özgürlüğü ve baroların kamusal rolü açısından tartışmalara yol açtı.

Nazım Daştan ve Cihan Bilgin’in öldürülmesinin üzerinden bir yıl geçerken, hem saldırının faillerine ilişkin cezasızlık hem de anma ve dayanışma faaliyetlerine yönelik yargı süreçleri, basın ve ifade özgürlüğüne dair endişeleri derinleştiriyor.