Rojava Gerilimi Türkiye’de Basın Baskısını Tırmandırdı

Rojava’daki askeri hareketliliğin ardından Türkiye’de düzenlenen protestolar, gazeteciler açısından yeni bir baskı dalgasını beraberinde getirdi. Gösterileri izleyen çok sayıda gazeteci gözaltına alındı, bazıları sahada yaralandı, bir gazeteci tutuklandı; Kürt medyasına ait birçok sosyal medya hesabı ise erişime kapatıldı. Hak ve meslek örgütleri, yaşananların yalnızca basın mensuplarını değil, toplumun tamamının haber alma hakkını hedef aldığını vurguluyor.

Protestolar ve gözaltılar

Suriye’nin kuzeyinde yaşanan çatışmalar ve Rojava’ya yönelik saldırı iddiaları, Türkiye’nin birçok kentinde protestolara yol açtı. Bu eylemleri takip eden gazeteciler ise kolluk güçlerinin müdahaleleriyle karşı karşıya kaldı. Mardin’in Nusaybin ilçesinde bir yürüyüşü izleyen beş gazeteci gözaltına alındı. İfadeleri alınan gazeteciler daha sonra serbest bırakıldı.

Benzer şekilde Urfa’nın Suruç ilçesinde Kobani sınırına doğru yapılan yürüyüş sırasında iki gazeteci yaralandı. Gazetecilerden birinin başına gaz kapsülü isabet ederken, diğerinin zırhlı aracın çarpması sonucu yaralandığı bildirildi.

Tutuklama ve adli süreçler

Şırnak’ın Cizre ilçesinde haber takibi yaparken gözaltına alınan bir gazeteci ise tutuklandı. Dosyada gizlilik ve avukatla görüş kısıtlaması bulunduğu öğrenildi. Meslek örgütleri, bu tür uygulamaların gazetecilik faaliyetini doğrudan kriminalize ettiğine dikkat çekiyor.

Sosyal medyaya erişim engelleri

Suriye’deki gelişmeler gerekçe gösterilerek çok sayıda gazeteci, eski siyasetçi ve medya kuruluşunun sosyal medya hesaplarına “milli güvenlik ve kamu düzeni” gerekçesiyle erişim engeli getirildi. Engellemelerin hangi içeriklere dayandığına dair kamuoyuna net bir açıklama yapılmadı. Kürtçe ve Türkçe yayın yapan birçok haber hesabının Türkiye’den görünmez kılındığı bildirildi.

“Bu sadece gazetecilerin meselesi değil”

Basın ve insan hakları örgütleri, çatışma dönemlerinde özellikle sahadan haber yapan gazetecilerin hedef alınmasının sistematik hale geldiğini belirtiyor. Yapılan açıklamalarda, barışçıl protestoların ve bu protestoları izleyen basın mensuplarının engellenmesinin anayasal haklara aykırı olduğu vurgulanıyor.

Sendikalar ve hak savunucuları, ifade ve basın özgürlüğünün demokratik toplumun temel unsurlarından biri olduğuna dikkat çekerek, sansür, gözaltı ve şiddet uygulamalarının yalnızca gazetecileri değil, toplumun doğru bilgiye erişim hakkını da zedelediğini ifade ediyor.

Bölgesel gelişmelerin yansıması

Uzmanlara göre Suriye’de Şam yönetimi ile Suriye Demokratik Güçleri arasındaki askeri ve siyasi dengelerde yaşanan değişim, Türkiye’deki siyasi atmosferi de doğrudan etkiliyor. Rojava’ya ilişkin haberler, hak ihlali iddiaları ve sivil kayıplar kamuoyunda tartışılırken, bu başlıkları gündeme taşıyan gazetecilere yönelik baskıların artması endişe yaratıyor.

Hak örgütleri, kolluk şiddeti, gözaltılar ve sosyal medya engellemeleriyle şekillenen bu tabloya karşı yetkilileri sorumluluk almaya çağırıyor. Yapılan ortak vurgu ise net: Gazetecilerin susturulması, toplumun da susturulması anlamına geliyor.