Düzenlemenin İlk Yılında Çevre Örgütlerinden Tepki: “Doğal Alanlar Artan Baskı Altında”

Doğal alanlarda madencilik ve enerji projelerine ilişkin izin süreçlerini kolaylaştırdığı gerekçesiyle eleştirilen yasal düzenlemenin yürürlüğe girmesinin üzerinden bir yıl geçti. Çevre örgütleri ve yaşam savunucuları, geçen süre içinde birçok bölgede ekosistemler üzerindeki baskının arttığını, koruma mekanizmalarının ise zayıfladığını savunuyor.

Sivil toplum kuruluşlarına göre düzenleme sonrasında özellikle ormanlar, tarım arazileri ve kırsal yaşam alanlarında yürütülmek istenen projelerin sayısında artış yaşandı. Çevresel Etki Değerlendirmesi (ÇED) süreçlerinin etkinliği konusunda da eleştiriler dile getirilirken, kamu yararı ile doğal varlıkların korunması arasındaki dengenin giderek bozulduğu ifade ediliyor.

Çevre savunucuları, ekonomik yatırımların çevresel sürdürülebilirlik ilkeleriyle uyumlu biçimde planlanması gerektiğini vurgulayarak, doğal yaşamı geri dönülmez biçimde etkileyebilecek uygulamalara karşı daha güçlü denetim mekanizmalarının oluşturulmasını talep ediyor.

Uzmanlar ise iklim krizinin etkilerinin giderek arttığı bir dönemde, ormanlar, sulak alanlar ve biyolojik çeşitlilik açısından kritik öneme sahip bölgelerin korunmasının uzun vadeli kamu yararı açısından hayati önem taşıdığına dikkat çekiyor.

Son bir yılda farklı kentlerde madencilik, enerji ve altyapı projelerine karşı açılan davalar ile yerel protestoların artması da çevre politikalarının kamuoyundaki tartışma başlıklarından biri olmayı sürdürüyor. Çevre örgütleri, doğal varlıkların korunmasına ilişkin karar alma süreçlerinde yerel halkın ve bağımsız bilim insanlarının daha fazla söz sahibi olması gerektiğini savunuyor.

Kaynak: BirGün